Kış Yorgunluğuyla Başa Çıkabiliriz

Kış yorgunluğuyla başa çıkabiliriz!

Kışın yataktan kalkabilmek yaza nazaran daha mı zor geliyor? Uyurken bile dinlenemediğinizi mi düşünüyorsunuz? Havanın daha koyu renkli olması ya da sıcaklığın daha düşük olması bunu sebebi olabilir mi? Kşın gelmesiyle daha yorgun ve halsiz hissediyorsanız, yalnız değilsiniz. ama bu yorgunlukla başa çıkmak mümkün!

Kış yorgunluğu nedir?

Dünyalıların çok büyük bir bölümü, tarihten bugüne kadar hava sıcaklığının genelde 4-20°C arasında olduğu bölgelere yerleşti. Bu bir rastlantı değil elbette; insanlar olarak çoğunlukla soğuktan kaçma eğilimindeyiz. Hava sıcaklığının 4°C’nin altına düştüğü zamanlarda hem fiziki hem de psikolojik uyumsuzluklar yaşayabiliyoruz. Farkında olmasak da, kış yorgunluğunu da böylece yaşamaya başlıyoruz. Kış yorgunluğu sadece sabahları yataktan kalkmaya çalışırken yüzleştiğimiz bir misafir de değil. Bazen bu misafiri günlerce hatta bahar gelene kadar hayatımızda ağırlamak durumunda kalabiliyoruz.

Peki, bu yorgunluğun asıl sebebi ne?

Sağlık uzmanlarına göre güneş ışığı insan biyolojisi ile yakından ilişkili. Melatonin, beynin içinde pineal bez tarafından üretilen bir hormon. Bu hormon, uyku ve uyanıklığı düzenliyor. Güneş ışığı olmadığı zamanlarda, vücudumuz dengesini koruyabilmek için daha fazla melatonin üretiyor. Kış mevsimi genellikle güneşten mahrum kaldığımız bir zaman dilimi olduğu için, bu mevsimde vücudumuz daha fazla melatonin üretmek zorunda kalıyor. İşte içinde bulunduğumuz aşırı yorgunluk ve hâlsizlik hissinin yaşanmasının sebebi de bu. Öte taraftan bu hormona ihtiyacımız da var. Karanlıkta üretilen bu hormonu vücudumuzun dengelemesine yardımcı olmalıyız. Yani, uyku düzenimizi oluşturmalı; gerektiği kadar aydınlık ve gerektiği kadar karanlık ortamda bulunmalıyız.

Kış yorgunluğunu nasıl yaşıyoruz?

Güneşli günlerde dışarı çıkıp biraz gezinmek hayatımızın basit keyiflerinden biri olsa da soğuk ve güneşsiz günlerde bundan mahrum kalıyoruz. Bu da bizi biraz kısır döngüye sokuyor. Zaten güneş olmadığı için zorunda olduğumuz için işe gitmek dışında- dışarı çıkmayı pek de tercih etmiyoruz. Halbuki ihtiyacımız olan şey biraz ışık ve sıcaklık. Dışarı çıkmadıkça hem fiziksel olarak güneşten almamız gereken vitaminleri alamıyor hem de psikolojik olarak yorgunluğumuzu devam ettiriyoruz. Zaten geçmeyen bir yorgunluk psikolojisinde olduğumuz için de hemen tembelliğe kaçıyor ve egzersiz yapmaya bile güç bulamıyoruz. Bu da istemeden bu yorgunlukla başa çıkmamıza engel oluyor. Böylece bu beyaz mevsimin yorgunluğu hiç durmadan devam edecekmiş gibi hissediyoruz.

Bu kısır döngüyü kırmak elimizde

Kış ne kadar yorucu gibi dursa da, bu yorgunluğu ve hâlsizliği üzerimizden atmanın, vücudumuza melatonin üretiminde yardımcı olmanın yolları var. Uzman görüşleriyle derlediğimiz bu yollarla kışı daha keyifli geçirebilir; her sene yaşamak zorunda kaldığımız bu yorgunluğu üzerimizden atabiliriz.

Güneşi göremeseniz de aydınlığından faydalanın.

Yarın, uyandığınızda evde ne kadar perde ve güneşlik varsa hepsini açın. Hava kapalı olabilir ancak bulutların arkasında saklanan güneşin doğal aydınlığı evinize girsin. Bu aydınlıktan ne kadar faydalanırsanız uzun vadede size faydası daha büyük olarak geri dönecektir. Ayrıca iş yerine gittiğinizde ortamı ne kadar doğal gün ışığıyla aydınlatırsanız o kadar verimli bir gün geçirmiş olursunuz. Hafta içi zaten çalıştığınız için dışarıda vakit geçirme şansınız olmayabilir. Ancak hafta sonlarında da mümkün olduğunca dışarı çıkmaya çalışın. Sıkı giyinerek yağmursuz günlerde de gün ışığından faydalanmaya devam edin.

Daha verimli bir uykuya hazırlanın.

Düzenli uyku, bu yorgunluktan kurtulmak için çok önemli. O yüzden düzenli uykuyu ihmal etmemelisiniz. Ki bu noktada “daha fazla uyumamak” da önemli. Kışın bu yorgunluk hissiyle daha fazla uykuya ihtiyacınız varmış gibi hissedebilirsiniz. Ancak bu mevsimde yazın uyuduğunuzdan daha fazla uyumanıza gerek yok. Çünkü normalden daha fazla uyuduğunuzda da ertesi gün hâlsiz hissedeceksiniz. Bu yüzden 8 saat kuralından vazgeçmeyin. Yatma saatinizi sabit tutmaya çalışın ve her gün 8 saat uyumaya özen gösterin. Bunun için yattığınız odada dikkatinizi dağıtan eşyaları düzenlemeniz size yardımcı olacaktır. Dağınıklığı giderin. Uyumadan önce akıllı telefonunuzla vedalaşın ve kolay erişemeyeceğiniz bir yere bırakın. Bu şekilde kendinizi dinlendirici bir uykuya hazırlamış olacaksınız. Gün içinde tükettiğiniz kafein miktarını azaltmak, geç saatlerde yemek yemeyi kesmek, sigara içmemek de geceleri çok daha rahat uyuyabilmeniz için size yardımcı olacaktır.

Düzenli egzersiz yapmayı ihmal etmeyin.

Egzersiz, karanlık kış akşamlarında hâlsiz hissederken yapmak isteyeceğiniz en son şey olabilir. Ancak, her gün çeşitli fiziksel aktiviteye başladıktan sonra ne kadar enerjik hissettiğinizi fark edecek, siz de seveceksiniz. Öğleden sonra yapacağınız egzersizler akşam yorgunluğunuzu azaltmaya ve uykunuzu geliştirmeye yardımcı olacaktır. Uzmanlar haftada 150 dakikalık egzersizin faydalı olacağını belirtiyor. Bu hedefe ulaşmaya çalışarak kendinizi daha dinç hissedebilirsiniz. Kış, yeni ve farklı türde etkinlikler denemek için harika bir zaman. Kış sporlarını henüz denemediyseniz biraz göz gezdirin. Mutlaka kişisel zevkinize de uyan bir spor bulacaksınız. Ayrıca bu şekilde formunuzu da koruyacaksınız.

Biraz rahatlayın.

Yaza nazaran daha kısa olan kış günlerinde tüm işlerinizi yetiştirememe kaygısına mı düşüyorsunuz?

Eğer öyleyse, stresle birlikte kış yorgunluğunuzu artırıyor olabilirsiniz. Kışın bu stresten kurtulmanın ya da en azından azaltmanın birçok yolu var. Gün içinde yapacağınız nefes egzersizleri, yoga, meditasyon gibi eylemler size bu konuda yardımcı olacaktır.

Doğru beslenin.

Aşırı kilolu veya az kilolu olmak, enerji seviyenizi etkileyebilir. Bu da uzun vadede yorgunluk ve hâlsizlik getirebilir. Sağlıklı beslenmek, burada da hayatımızı kurtarıyor. Öncelikle yemeklerinize yeterince sebze ve meyvenin eşlik etmesine özen gösterin. Kendinizi çeşitli vitaminlerden mahrum bırakmayın. Mevsim meyve ve sebzelerini tanıyın, size nasıl faydalar sağladıklarını öğrenin. Örneğin havuç, maydanoz gibi sebze ve meyveleri yemeklerinizde kullanın. Özellikle bu mevsimde şekerden kaçınmaya çalışın. Mümkünse bir diyetisyenle görüşün ve size ve mevsime en uygun beslenme yönteminizi öğrenin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir